Carl von Clausewitz, Prisyalı bir savaş uzmanı. SAvaşın ne olması ne olmaması gerektiğini söylemiş, bunu sanat olarak dile getirmiş ve kitaplaştırmış bir insan. Şahane fikirleri var savaş üstüne. SAvaşı bitirmek ya da savaşı kazanmak için değil. Savaşanı doğasını ne olduğunu ne olmadığını anlatan bir insan. Okunmalı okutulmalı. Mutlaka en ince detaylarına kadar kurcalayın…
Read the rest of this entry »
Shakespeare inanılmaz mı değil mi? Yazar mı büyücü mü? Sizlere onun Roma tarihi yorumunu, Julius Caesar’ını okutmak istiyorum. Girin bakın. Yukarıdan aşağı okuyun. İçindeki bölümlere dikkat edin: İmparatorunuz ölmüş. Mantıklı olan ardından ağıt yakacaksınız, kendinizi yerden yere atıp manyak olacaksınız… Ama hayır! Abi çıkıyor ve diyor ki kötülükler onun ardından yaşar, iyi şeyler kemikleriyle birlikte gömülür. Şimdi Brutus vakti diyor.
İnanılmaz değil mi? Bu mudur?
Read the rest of this entry »
Cyrano de Bergerac, edebiyat tarihinin en önemli karakterlerinden biri. Fiziksel kusurları, aslında kusuru olan bir karakter. Ama tüm edebiyat tarihinde onun kadar askerliğini edebiyat yeteneğiyle birleştirmiş bir kahraman yoktur. Onun kadar çok seven, onun kadar aşkı karşısında çaresiz kalan birini de bulamazsınız. Kendiyle dalga geçmeyi de bilir, dalga geçenleri dövmeyi de…
Çalıların arasında sevdiği kadını kendine aşık etmek isteyen adama yardım edişi, şüphesiz Romeo ve Juliet’in zehir içtiği sahneden daha acıklıdır. Sahnede neler olup bittiğini anlayıp da bundan içi burkulayacak bir kişi muhtemelen olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Sizler için bu kitabı ingilizce ve fransızca orijinal metinleriyle hazırladım. Mutlaka okuyun.
Read the rest of this entry »
Don Kişot, 1600′lü yılların bayşında yazılmış, İspanyol edebiyatının altın kitabı. Picasso’dan Richard Strauss’a kadar birçok farklı disiplinden dahiyi etkilediği söylenen bir eser. Modern İspanyol dilinin doğmuna yol açmış bir yazım dili. Avrupa’da yazım taripinde ilk kez menopozundan yakınan karakterlerden oluşan kişi örgüsü…
Hafif karışık kafasıyla bize yaşam dersi veren, yel değirmenlerini hedef gösterirken aslında üstüne gidilmesi gereken konuları bize açan büyük bir yazar. Belki de en çok yerinde olunmak istenen kafası karışık adam… Okuyun diye, İngilizcesinden…
Read the rest of this entry »
Fransa’da edebiyatın rönesansı sayılan 16. yüzyılın başlangıç eserlerinden mihenk taşlarından biridir Gargantua ve Pantagruel. François Rabelais tarafından yazılmıştır. Büyük kurumların eleştirisidir. Belki de ilk kurumsal eleştiri eserlerinden biridir. Neşeli, çoğu zaman da patavatsız beş parçalık anlatı 1532 ile 1564 yılları arasında yayımlandı. Rabelais, çarpıcı öğretilerin ham sahnelerinin ve genelde vahşi fiziksel komedilerin anlık değişimlerle birleştirildiği bir biçimde yazdı.
Size okumak için sunduğum kitap bunun orijinali fransızcasıdır. Biliyorsanız mutlaka tavsiye ederim. Kolay anlaşılsın diye resimli olanını verdim
Read the rest of this entry »
Başlık sizi şaşırtmasın. Elbette o kadar basit değil. İnanılmaz eski bir kitap bu. Gerçekten de Orta ağ zamanlarının buhran devirlerinde kadınlara karşı harekete geçen erkeklerin birbirlerine yol göstermesi açısından yazılmış bir kitap. Da Vinci Şifresi gibi uyduruk romanların uyduruk film işlerinde bile sıkça kullanılır.
O zamanlarda dünya nasılmış, kadınlara bakış açısı nasılmış, insanlar bu konuda ne düşünmüşler gibi konularda sizler için inanılmaz enteresan açılımlar sağlayacak. Bir bakın derim. Dünya ve hatta kadınlar ve belki de din size çok farklı görünecek. Yaşadığınız çağ daha bir güzel gelecek.
Read the rest of this entry »
Sizlerle Albert Camus’nün Veba romanını paylaşmak istiyorum. Ne yazık ki Fransızca bilmeyenlerin okuması ve/veya anlaması söz konusu değil. Hemen aşağıdaki linke tıklayın ve okuyabiliyorsanız okumaya başlayın…
Read the rest of this entry »